New Page 1

Yazarlar

 
Çınaraltı Sohbetleri -8/1- ( 17.01.2008 )
Değerli dostlar, kulunkoglu.com sitemizde bu bölüme misafir olan herkese merhaba; Yeni bir Çınaraltı sohbetlerinde daha sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

8. PROGRAM                                                                                    OCAK 2008

 

ÇINARALTI SOHBETLERİ

 

Değerli dostlar, kulunkoglu.com sitemizde bu bölüme misafir olan herkese merhaba;

Yeni bir Çınaraltı sohbetlerinde daha sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

 

Tamamen bizim kabahatimiz vede tembelliğimizden dolayı ara vermiş olduğumuz sohbetlerimize devam ediyoruz. Hayırlısı inşallah.

 

Gelecek günlerin ne getireceğini bu günden kestirmek imkansız. Bizler ancak iyi dilek ve temennilerde bulunmaktan başka ne yapabiliriz. Allah’tan niyazımız şudur ki;

“Allah dilek ve niyazlarımıza merhamet ile nazar etsin inşallah.”

 

Değerli dostlarımız, aziz ziyaretçimiz,

 

Bu sohbetimize birkaç soru sorarak ve cevapları hususunda karınca kararınca bilgi dağarcığımızın elverdiği kadarı ile cevaplar bulmaya çalışarak başlayalım;

 

-          Öğrenme arzumuz zaman ile doğru orantılı olarak artıyor mu?

-          Yoksa ters orantılı olarak gittikçe zayıflıyor ve azalıyor mu?

-          Eğer böyle ise bundan memnun muyuz?

-          Değilsek “düzeltmek”  adına bir şeyler yapmaya çalışıyormuyuz?

-          Aile tarihimizden başlayarak, bizim tarihimizi ne kadar biliyoruz?

-          Eksiklerimizi fark edip tamamlamak gayretinin neresindeyiz?

-          Batıda yapılan ve çok büyük bütçeler ile gerçekleştirilen “tarihi” filmlerin büyük bir kısmının filmi yapan insanın “kurumun” mensup olduğu milletin tarihinin güzel taraflarını “propaganda vasıtaları” ile dünya kamuoyu ile paylaşmaları değimlidir?

-          “Robin Hood”u severken ve onun yüzlerce insanla mücadelesini takdirle izlerken farkında olmadan “o” na takdir hisleri beslemiyormuyuz?

 

Acaba tarihimizi biliyor muyuz?

Onu öğrenmek gereğini hissediyor muyuz?

Ya da böyle bir gayretin içerisinde miyiz?

 

İzlediğimiz filmlerden öğrendiğimiz Amerikan - Avrupa Tarihi ve Kültürü kadar kendi tarihimizi öğrenme ve öğretme düşüncesinde miyiz?

 “”

Tarih, geçmişte yaşanmış olayları, öyküleyen bir “masallar silsilesi” değildir. Tarih, kültürle birlikte yoğrulan bir hayat öğretisidir. Tarih sayesinde, geçmişten dersler alır, bugünü daha iyi kavrar ve gelecek için de doğru olanı yapmaya çalışırız. Tarih, geçmişle gelecek arasında bağ kurar.

Tarih, geçmişte yaşanmış kahramanlıkların, efsaneleştirilerek anlatıldığı mitolojik destanlar da değildir. “Şanlı tarih hastalığı”, bizim bugünkü durumumuzu görmezden gelmemize sebep olabilir. Geçmişi bilecek, geçmişteki büyüklerimizi tanıyacak ve onların doğrularını örnek alacağız. Onların başarılarını rehber edinip, ülkemizi daha güzel yarınlara taşıma sevdasında olacağız.

Tarihle kültür iç içedir. Birbirinden ayrılmaz, birbirini tamamlar. Ama “Made in Turkey” damgalı dizilerde, eve ayakkabıyla girilebilmekte ve bir diğerinde evin babası devamlı aldatılabilmekte, bunlar da gayet normal şeylermiş gibi sunulabilmektedir. Dahası bu dizler “en çok izlenenler” arasında yer alabilmektedir.

Türk insanı tarihini severdi, ona gönülden bağlıydı. Bugün unutulmaya yüz tutmuş olan Dede Korkut Hikâyeleri, Battal Gazi Destanları, Hz. Ali’nin Cenkleri bir zamanlar memleketin en ücra köyünde yaşayan insanının bile okuyup, okutup heyecana düştüğü tarih sevdirir kitaplardı. Bir zamanlar Osmanlı ve Milli Mücadeleyi konu alan kitaplar kapış kapış giderdi. Çocukluğumda, Genç Osman’ın, Hızır Reis’in, Tuğrul Bey’in çizgi romanlarını sayısız kere okuduğumu biliyorum. Onların bana verdiği heyecanı, bugün “internet kafelere” doluşan gençlere anlatamıyorum.

Türk sinemasının -hataları da olsa- en özverili ve olabildiğince samimi filmlerinden olan “Kara Murat, Battal Gazi ve Malkoçoğlu”  gibi tarihi filmleri, Türk gencine komik ve saçma gelebilmektedir. Oysa, memleketin o genç evlâdı, “Matrix’i, Süperman’ı” ağzı açık bir şekilde izlemekten kendini alamamaktadır. Kara Murat’ın kaleden kaleye zıplaması saçmadır, ama Matriks’in havada dakikalarca kalıp döğüşmesi, Süperman’ın havada uçması oldukça onun için ciddi bir meseledir.

Dinlediğimiz bir mehter marşı eğer bizi alıp bir yerlere götürmüyorsa, göklerde dalgalanan al bayrak ruhumuzda fırtınalar estirmiyorsa bizden bir şeyler eksilmiş demektir.

Tarihi bilmek için, öncelikle onu sevebilmek gerekir. Elbette ki, herkes kendi ilgi, beceri ve gayreti kadar kendini, tarihine ve kültürüne yakın hisseder. Ama insanın bağlı olduğu tarihi ve kültürü asla onun reddedemeyeceği bir gerçektir.

İşte, eğitim programlarımız ve müfredatımız gereği derslerde vermeye çalıştığımız tarih dersi bu amaca yönelik eksikliklerin giderilmesi hususunda büyük önem taşımaktadır. Tarih dersine, sıradan bir ders olarak değil, kişiliğimizi geliştiren ve ruhumuzu olgunlaştıran bir öğreti olarak bakmak zorundayız.

Dinlemek, okumak ve araştırmak bizim bu konudaki eksikliklerimizi giderecektir. “”

…………..


Yazarın Önceki Yazıları İçin Tıklayın

Yorumlar


 Adınız:                           E-Mail :  
 


gul53_vane@hotmail.com ( 27.10.2008 )
sayın ergün bey, yazılarınız takıp ediyorum ve bu derneğın karadenızde bır ilk olduğunu düşünuyorum çalışmalrınızda başarılar dilerim. gülten ipek Rize /ikizdere

Duyurular

27.06.2010
Rize Karaderedeki akrabalarımızdan Arif ÇELİK beyin eşi vefa....

18.01.2008
Ailemizin Etiyopya'da 2007 yılında açtırdığı su kuyularının ....

Ailemiz Güncel

AYIN PORTRESİ
EVLİLİK
DOĞUM
HASTALIK
VEFAT
ETKİNLİK TAKVİMİ
  Lütfen akrabalarımızı acı ve tatlı günlerinde arayıp duygularına ortak olalım.

Yazarlar

Yayla Şenliği
 

Çınaraltı Sohbetleri -8/1-
 

Aile Şirketleri ve Kurumsallaşma
 

Tüm Yazarlarımız

Yayınlar

KÜLÜNKOĞLU BÜLTEN
FOTOĞRAF GALERİSİ
VİDEOLAR

Eserler

KİTAPLAR
ŞİİRLER
ANILAR/HATIRALAR
 

ADRES: Çakmak mah mithat paşa cad No:237 Ümraniye/ İstanbul
Tel: 0216 344 90 13 - 412 32 02

Hesap No: YKB Metro Şubesi 71869486